Koltuk Sevdası Sivil Toplum Örgütlerini (STK) Öldürüyor mu?
Koltuk Sevdası Sivil Toplum Örgütlerini (STK) Öldürüyor mu?
Bir zamanlar sivil toplum; idealizmin, fedakarlığın ve bayrağın elden ele geçtiği asil bir koşuydu. Yorulan durur, terleyen devreder, arkadan gelen taze kanla yarış hızlanırdı. Ama bugün tablo hazin: Bayrak yarışı bitti; sahada artık bir "taht kavgası" var.
STK başkanlığı, giderek bir hizmet görevi olmaktan çıkıp, adeta kalıcı bir mevki haline dönüştü. Koltuğa oturanların bir kısmı, o makamın geçici bir emanet olduğunu unutmuş görünüyor. Sanki tüzüklerin satır aralarında gizli bir madde varmış gibi: “Ömür boyu başkan!” Oysa sivil toplumun ruhu hürriyettir, değişimdir; statüko değil.
Burada temel sorun sadece kişisel hırslar değildir. Asıl tehlike, kurumları içten içe kemiren işletme körlüğüdür. Uzun süre aynı koltukta kalan lider, niyetinden bağımsız olarak etrafına bir "sadakat duvarı" örer. Bir süre sonra her türlü eleştiri "düşmanlık", her değişim talebi ise "tehdit" olarak algılanmaya başlar. Liyakat yerini biata, vizyon yerini vasatlığa bırakır. Başkan hâlâ “en iyisini ben bilirim” zannederken, kurum sahada kan kaybeder, toplum nezdinde itibar yitirir.
Peki, bu tıkanıklığın faturası kime kesiliyor?
Önce üyeler sessizleşir, sonra gönüldaşlar küser. Toplantılar yapılır ama o eski heyecandan eser yoktur. Faaliyetler kâğıt üzerinde sürer ama toplumsal bir karşılığı kalmaz. Sonuçta; tabelası olan ama ruhu çekilmiş yapılarla baş başa kalırız.
Havacılıkta çok kritik bir kavram vardır: Metal yorgunluğu. En sağlam uçak bile belirli bir uçuş saatinden sonra hangara çekilir. Kimse “Bu uçak yolları ezberledi, uçmaya devam etsin” demez. Çünkü bilirler ki, o metal yorulmuştur; zorlanırsa uçağı yere çakacaktır. STK’lar için de durum aynıdır. Aynı isimler, aynı yöntemler ve aynı zihniyetteki onlarca yıllık ısrar, kurumsal bir metal yorgunluğu yaratır.
Şu hakikati yüksek sesle söyleme vaktidir: Hiç kimse vazgeçilmez değildir. Eğer bir kurum tek bir isme endekslenmişse, o kurum zaten işlevini yitirmiş demektir. Gerçek liderlik, yerini kendisinden daha iyisine bırakabilecek bir sistem inşa etmektir.
Çözüm nettir ve sivil toplumun geleceği için ertelenemez:
STK başkanlıklarında görev süresi mutlaka sınırlandırılmalıdır. En fazla üç dönem. Bu kural; kurumu diri tutar, taze fikirlerin önünü açar ve en önemlisi genç kuşakların sivil topluma olan güvenini yeniden inşa eder.
Unutulmamalıdır ki; sivil toplum koltukla değil, devirle yaşar. Değişmeyen tek şey mezar taşlarıdır. Bayrak elde tutulmak için değil, vakti gelince daha hızlı koşacak olana devredilmek içindir. Ve bayrağı devretmeyi reddedenler, aslında yarışı çoktan kaybetmiştir.
Saygılarımla
Cevat Çırak
#STKDeğişim
#SivilToplum
#ÜçDönemKuralı
#KurumsalYenilenme
#LiderlikveDevir
#GönüllülükRuhu
Yorumlar
Yorum Gönder