Kayıtlar

Emekliliğimin Onuncu Yılında

Resim
Emekliliğimin Onuncu Yılında Yola devam... Tam on yıl önce bugün... Çok severek yaptığım mesleğime veda edip emekli oldum. Gerçi bu kararın içinde biraz da yöneticimin payı vardı, bunu inkâr edecek değilim. Fakat asıl mesele çok daha derindeydi. Çünkü ben, on üç yaşında geldiğim İstanbul'da, neredeyse hiç ara vermeden elli bir yaşıma kadar çalışmıştım. Çocuk yaşta önce işe yerleştirildim, sonra okula kaydoldum. Eğitim hayatımın büyük bölümü yarım gün okul, yarım gün iş şeklinde geçti. Yaz tatillerinde ise okul yoktu ama çalışma tam zamanlı devam ediyordu. Çocukluğumdan itibaren hayatın bana öğrettiği ilk şeylerden biri şuydu: Emek vermeden hiçbir şey olmuyor. Perakende sektörünü kendim seçmiştim. Üstelik gerçekten severek çalıştım. Babam başta olmak üzere ailemin, “Devlet işine gir, düzenli bir işin olsun.” ısrarlarını da anlıyordum. Ama oturarak, durağan bir iş bana göre değildi. Ben kendi yolumu çizmek istiyordum. Bir kere karar vermiştim. Kimse beni kendi yolumdan çe...

MURATLAR KÖYÜ

Resim
DELİORMAN ANILARI – 2 MURATLAR KÖYÜ Koyun Ovası, Murat Viranı  ve Benim Cennetim Deliorman Platosu'nun en güneyinde, Ormanların ve yeşilliklerin arasında Bir köy vardır... Ama ne köy! Adı Muratlar Köyü. Koyun Ovası diye anılır. Namıdiğer Murat Viranı... Ortasından bir dere geçer. Suyu boldur, bereketi çoktur. On yedi köy çeşmesi, Sayısız pınarı vardır. Toprağı bereketli, İnsanları sıcaktır. Öyle sıradan bir köy değildir Muratlar. Tarihiyle, insanıyla, geçmişiyle Koca bir medeniyetin izlerini taşır. Boşuna Koyun Ovası denmemiş ona. Kayıtlara göre bir zamanlar Otuz altı bin koyunun otladığı Geniş, bereketli topraklardır buralar. Bir köy düşünün... Sıcacık, hayat dolu, Şirin mi şirin, Her şeyi yerli yerinde, Hakiki bir Türk köyü. Kökleri çok eskilere uzanan, Akıncıların kurduğu Bir Türk yurdu... Evliya Çelebi'nin seyahatnâmesine Adını yazdırmış bir bölgenin Aydınlar diyarı. Bir Türk mektebi... Adı Nazım Hikmet. Bir Bulgar okulu... Bu okullardan nice öğretmenler, Doktor...

GENÇLİĞİMİ DEĞİL, DELİORMAN'DAKİ ÇOCUKLUĞUMU ÖZLÜYORUM

📚 DELİORMAN ANILARI – 1 GENÇLİĞİMİ DEĞİL, DELİORMAN'DAKİ ÇOCUKLUĞUMU ÖZLÜYORUM Bir Evlad-ı Fatihan çocuğunun hatıra defterinden... Bir yazar, “Kaybettiklerim arasında en çok gençliğimi özlüyorum.” demiş. Benimse gençliğim çalışarak geçti. Çocukluğum da keza öyleydi. On üç yaşında ayak bastığım İstanbul'da önce işe koyuldum. Ancak iki gün sonra okula kayıt edildim. O günden bugüne hep çalıştım, hep okudum. Ortaokul, lise, üniversite... Bir yanım okulda, diğer yanım yarı zamanlı işteydi. Belki de bu yüzden kaybettiklerim arasında en çok gençliğimi değil, on üç yaşıma kadar köyümde geçirdiğim deli dolu, musmutlu, harika çocukluk günlerimi özlüyorum. 🐑 KUZULAR, ÇEŞME VE ÇOCUKLUK Kış aylarında kuzuları anneleriyle birlikte köy çeşmesine sulamaya götürdüğümüz günleri özlüyorum. Mahalledeki arkadaşlarımla çelik çomak oynadığımız günleri özlüyorum. Ne oynardık ama! Her yerimiz çürük içinde kalırdı. Dizlerimiz, dirseklerimiz yara bere içinde... Ama her anı muhteşemdi. Komşu köylerin f...

ÇOCUKLUĞUMUN TOPRAĞI

Resim
ÇOCUKLUĞUMUN TOPRAĞI Memleketime geliyorum… Birkaç gün dolaşıyorum. Çocukluğumun geçtiği köyde, eski mahallemde yürüyorum. "Şu sokakta..." diyorum. Sol dizimdeki yara izi beni elli yıl öncesine götürüyor. Cıvıl cıvıl bir köy... Hayat dolu insanlar... Cömert yürekler... "Hey gidi günler..." diyorum. Yine beni benden alıyorsunuz. Şu ağacın altında, bileğimdeki bıçak izini okşuyorum. Meğer memleket havası, insanın yaralarını bile seviyormuş. Bugün altmış bir yaşıma merdiven dayadım. Ama ben hâlâ on üç yaşında ayrıldığım köyümden kopamıyorum. İki gün bile yetiyor. Ruhum dinleniyor, yüreğim ferahlıyor. Köyümün meralarında dolaşırken içimden şöyle diyorum: Iştınma, "Isıtma yüreğimi bu kadar... Bir avuç mutluluğumu çok görme." Sonra dönüyorum ana vatanıma... Stresten arınmış, ama yüreğimin bir parçasını orada bırakmış olarak. Derken birkaç gün geçiyor... Başlıyor yine memleket sancısı. Sanki ışıl ışıl aydınlık bir odadasın da birileri ağır ağır perdel...

Uzun Vekillik, Kısa Demokrasi: Tecrübe mi, Statüko mu?

Uzun Vekillik, Kısa Demokrasi: Tecrübe mi, Statüko mu? ​Yirmi beş yıl aynı koltukta kalmak bir başarı hikâyesi mi, yoksa demokratik bir tıkanıklık mı?  Siyasetçi "öğrenmeyi" bırakıp "alışmaya" başladığında, demokrasi nefes almayı bırakır. ​Bir milletvekili hayal edin. Beş, hatta altı dönemdir Meclis’te. Yirmi beş-otuz yıl boyunca aynı koridorlar, aynı kulisler, aynı düzen… Genellikle bu tablo bize bir "tecrübe abidesi" olarak pazarlanır. "Bakın, sistemi ne kadar iyi biliyor" denir. ​Ancak sormamız gereken soru şudur: Tecrübe değer üretmeyi ne zaman bırakır ve yerini konforlu bir alışkanlığa bırakır? ​Öğrenen Siyasetçi ve Alışan Siyasetçi ​Siyasetçi Meclis’e ilk geldiğinde sistemi öğrenir; halkın sorununu bürokrasiye nasıl taşıyacağını keşfeder. Ancak süre uzadıkça "öğrenme" biter, "alışma" başlar. ​Öğrenen siyasetçi çözüm üretir. ​Alışan siyasetçi ise dengeleri gözetir, risk almaz, statükoyu korur. ​Bir Temsil Krizi: Seçmenden...

​Elveda Bulgaristan, Merhaba Gelecek!

Resim
Gençlerimiz bizim geleceğimiz ​Elveda Bulgaristan, Merhaba Gelecek! ​Sofya’nın siyaset koridorlarında veya yerel yönetimlerin konforlu koltuklarında "temsil" kavgası verenler; Kırcaali’den, Şumnu’dan, Deliorman’dan kalkan otobüslerin motor sesini hala duymazdan mı geliyor? Biz salonlarda "atalarımız, mirasımız" diye hamaset yaparken; o mirasın asıl sahibi olan gençler, Berlin’e, Amsterdam’a giden tek yön biletlerini cebine koymuş bile. ​Açık konuşalım: Biz "kimlik" dedik, "gelenek" dedik; ama o kimliğin içini gelecekle dolduramadığımız için gençleri terminallerde kaybettik. 2010’dan bu yana 300 binden fazla insanımız AB yoluna düştü. Giden sadece "nüfus" değil; giden bu toplumun zekası, enerjisi ve yarınıdır! ​Geçmişin Travması Gençliğin Karnını Doyurmuyor ​90’ların acılarını ve travmalarını bugünün 20 yaşındaki gencine "siyaset malzemesi" olarak sunanlar büyük bir yanılgı içinde. Gençler geçmişin yarasıyla değil, geleceğin ka...

Bulgaristan’da Fay Hattı Kırılıyor: Türk Siyaseti İçin "Varlık" Sınavı

Resim
Bulgaristan’da Fay Hattı Kırılıyor: Türk Siyaseti İçin "Varlık" Sınavı ​Bulgaristan bugünlerde sadece dondurucu Balkan soğuklarıyla değil, modern tarihinin en sert siyasi kırılmasıyla sarsılıyor. Cumhurbaşkanı Radev’in istifasıyla tırmanan süreç, 1 Ocak itibarıyla geçilen Euro’nun yarattığı ekonomik kaygılar ve sonu gelmez seçim döngüsüyle birleşince ortaya çıkan tablo net:  Eski Bulgaristan artık yok. ​Ancak bölgeyi tanıyanlar bilir; Bulgaristan’daki her siyasi sarsıntı, en çok Türk toplumunun üzerinde titrediği dengeleri test eder. Bizi asıl düşündürmesi gereken de bu büyük depremin soydaşlarımız üzerindeki etkisidir.I ​Çift Başlı Temsiliyet: Güç mü, Zaaf mı? ​Yıllardır Bulgaristan siyasetinde "istikrarın anahtarı" ve Türk toplumunun tek sesi olan Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH), bugün tarihinde ilk kez çift başlı bir yapıyla sandığa gitme riskiyle karşı karşıya. Bir yanda partinin tarihsel hafızasını temsil eden Ahmed Doğan, diğer yanda devlet bürokrasisindeki ...