Kayıtlar

Uzun Vekillik, Kısa Demokrasi: Tecrübe mi, Statüko mu?

Uzun Vekillik, Kısa Demokrasi: Tecrübe mi, Statüko mu? ​Yirmi beş yıl aynı koltukta kalmak bir başarı hikâyesi mi, yoksa demokratik bir tıkanıklık mı?  Siyasetçi "öğrenmeyi" bırakıp "alışmaya" başladığında, demokrasi nefes almayı bırakır. ​Bir milletvekili hayal edin. Beş, hatta altı dönemdir Meclis’te. Yirmi beş-otuz yıl boyunca aynı koridorlar, aynı kulisler, aynı düzen… Genellikle bu tablo bize bir "tecrübe abidesi" olarak pazarlanır. "Bakın, sistemi ne kadar iyi biliyor" denir. ​Ancak sormamız gereken soru şudur: Tecrübe değer üretmeyi ne zaman bırakır ve yerini konforlu bir alışkanlığa bırakır? ​Öğrenen Siyasetçi ve Alışan Siyasetçi ​Siyasetçi Meclis’e ilk geldiğinde sistemi öğrenir; halkın sorununu bürokrasiye nasıl taşıyacağını keşfeder. Ancak süre uzadıkça "öğrenme" biter, "alışma" başlar. ​Öğrenen siyasetçi çözüm üretir. ​Alışan siyasetçi ise dengeleri gözetir, risk almaz, statükoyu korur. ​Bir Temsil Krizi: Seçmenden...

​Elveda Bulgaristan, Merhaba Gelecek!

Resim
Gençlerimiz bizim geleceğimiz ​Elveda Bulgaristan, Merhaba Gelecek! ​Sofya’nın siyaset koridorlarında veya yerel yönetimlerin konforlu koltuklarında "temsil" kavgası verenler; Kırcaali’den, Şumnu’dan, Deliorman’dan kalkan otobüslerin motor sesini hala duymazdan mı geliyor? Biz salonlarda "atalarımız, mirasımız" diye hamaset yaparken; o mirasın asıl sahibi olan gençler, Berlin’e, Amsterdam’a giden tek yön biletlerini cebine koymuş bile. ​Açık konuşalım: Biz "kimlik" dedik, "gelenek" dedik; ama o kimliğin içini gelecekle dolduramadığımız için gençleri terminallerde kaybettik. 2010’dan bu yana 300 binden fazla insanımız AB yoluna düştü. Giden sadece "nüfus" değil; giden bu toplumun zekası, enerjisi ve yarınıdır! ​Geçmişin Travması Gençliğin Karnını Doyurmuyor ​90’ların acılarını ve travmalarını bugünün 20 yaşındaki gencine "siyaset malzemesi" olarak sunanlar büyük bir yanılgı içinde. Gençler geçmişin yarasıyla değil, geleceğin ka...

Bulgaristan’da Fay Hattı Kırılıyor: Türk Siyaseti İçin "Varlık" Sınavı

Resim
Bulgaristan’da Fay Hattı Kırılıyor: Türk Siyaseti İçin "Varlık" Sınavı ​Bulgaristan bugünlerde sadece dondurucu Balkan soğuklarıyla değil, modern tarihinin en sert siyasi kırılmasıyla sarsılıyor. Cumhurbaşkanı Radev’in istifasıyla tırmanan süreç, 1 Ocak itibarıyla geçilen Euro’nun yarattığı ekonomik kaygılar ve sonu gelmez seçim döngüsüyle birleşince ortaya çıkan tablo net:  Eski Bulgaristan artık yok. ​Ancak bölgeyi tanıyanlar bilir; Bulgaristan’daki her siyasi sarsıntı, en çok Türk toplumunun üzerinde titrediği dengeleri test eder. Bizi asıl düşündürmesi gereken de bu büyük depremin soydaşlarımız üzerindeki etkisidir.I ​Çift Başlı Temsiliyet: Güç mü, Zaaf mı? ​Yıllardır Bulgaristan siyasetinde "istikrarın anahtarı" ve Türk toplumunun tek sesi olan Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH), bugün tarihinde ilk kez çift başlı bir yapıyla sandığa gitme riskiyle karşı karşıya. Bir yanda partinin tarihsel hafızasını temsil eden Ahmed Doğan, diğer yanda devlet bürokrasisindeki ...

Geleceğe Miras: Bulgaristan Türklerinin "Birlik" Sınavı

Geleceğe Miras: Bulgaristan Türklerinin "Birlik" Sınavı ​Bugün Bulgaristan semalarında dolaşan siyasi fırtınalar, sadece Sofya’daki koltukları değil, Rodoplar’dan Deliorman’a kadar her bir soydaşımızın yarınını ilgilendiriyor. Bulgaristan, 2026 yılına büyük bir siyasi belirsizlik ve ekonomik dönüşümle (Euro'ya geçiş) girerken, Türk toplumunun önünde tarihi bir soru duruyor:  Bölünerek mi küçüleceğiz, yoksa birleşerek mi güçleneceğiz? ​Yıllarca asimilasyon politikalarına, "Soya Dönüş" adı altındaki zulümlere karşı dimdik duran o muazzam irade, gücünü her zaman tek bir kelimeden aldı: Birlik. 1989’un o zorlu günlerinde gösterilen o muazzam dayanışma, bugün demokratik haklarımızın ve meclisteki temsilimizin tek sigortasıdır. ​Ancak bugün üzülerek görüyoruz ki, siyasetin doğasındaki çekişmeler, Türk toplumunun ana damarı olan yapıyı ikiye bölme noktasına getirdi. HÖH içindeki bu sarsıntı, sadece bir isim veya liderlik kavgası değildir; bu, Bulgaristan’daki Türk varl...

Sandık Daraltmak Demokrasi Değildir: Eşit Vatandaşlık Hakkı Engellenemez

Resim
Sandık Daraltmak Demokrasi Değildir: Eşit Vatandaşlık Hakkı Engellenemez ​Bulgaristan siyaseti uzun süredir derin bir istikrarsızlık sarmalındadır. Üst üste tekrarlanan seçimler, demokratik kurumları yıpratmaktadır. Ancak bu siyasal krizin faturası bir kez daha yurtdışında yaşayan Bulgaristan Cumhuriyeti vatandaşlarına kesilmek istenmektedir. ​Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşları, Bulgaristan dışındaki en büyük topluluğu oluşturmaktadır. Bu topluluk, tarihsel zorunluluklara rağmen vatandaşlık bağlarını ve demokratik katılım iradesini her zaman korumuştur. Bugün ise bu hak, idari kısıtlamalarla fiilen engellenmek istenmektedir. ​Avrupa Birliği (AB) üyesi olmayan ülkelerde oy sandığı sayısının en fazla 20 ile sınırlandırılması önerisi teknik değil, siyasidir. AB içindeki vatandaşlara sınırsız sandık sunulurken dışındakilere kota getirilmesi, açık bir ayrımcılıktır. Türkiye gibi geniş bir coğrafyada bu kısıtlama, binlerce vatandaşın oy hakkını elinden alacaktır. ​Oy kullanma hakkı ...

KÖKLERİN ÇAĞRISI

Resim
KÖKLERİN ÇAĞRISI ​Göç, insanın sadece yerini değil, ruhunu da yeniden yazan bir süreçtir. Bulgaristan'dan Türkiye'ye uzanan hikâyemizde, bavulların ötesinde, sessiz bir direnişle başladık. ​İlk halimiz: Toprağa alışmak, suyun tadını öğrenmek, rüzgarın yönünü ezberlemekti. Sabırla çalıştık, yılmadık. Sessizce, alın teriyle hayatı yeniden kurduk. ​İkinci halimiz: Artık toplum içinde bir yer edinmiş, "Biz de buradayız" demiştik. Kiracılık bitmiş, bir düzen kurulmuş, saygınlık kazanılmıştı. Umut büyüdü, hayaller genişledi. Dernekler kuruldu, tabelalar asıldı. İyi niyet inkâr edilemezdi, emek de öyle. ​Ancak dürüst olmak gerekirse; hizmet niyetiyle başlayan yollar, bazen güç arzusuyla kesişti. Toplum için kurulan yapılar, ne yazık ki toplumdan uzaklaştı. Bu kırılma, üçüncü ve en olgun halimize geçişimizi geciktirdi. ​Oysa bir Bulgaristan Türkünün üçüncü ve en olgun hali, köklerine dönme cesaretidir. ​Kökler, yalnızca tarih değildir. Kökler hatırlamaktır. Kökler yüzleşmekti...

24 ARALIK 1984: UNUTULAN DEĞİL, UNUTULMAYACAK BİR YARA

Resim
24 ARALIK 1984: UNUTULAN DEĞİL, UNUTULMAYACAK BİR YARA Bölüm:1  ​Bugün, tarihin tozlu sayfalarında kalması istenen, ancak asla unutulmayacak bir başlangıcın yıl dönümü: 24 Aralık 1984. Bulgaristan Türkleri için bu tarih, bir kimliğin hedef alındığı, isimlerin zorla değiştirildiği ve insanlık onurunun ayaklar altına alındığı "Soya Dönüş Süreci"nin başlangıcıydı. ​Bir Gecede Gelen "Yabancılık" ve Direniş ​Bulgaristan Komünist Partisi'nin aldığı kararla, 1984 yılının o dondurucu kışında, Kırcaali'nin karlı köylerinde operasyonlar başladı. Tank paletlerinin sesleri, Türk köylerine dehşet saçarken, insanlara zorla slav isimleri veren belgeler imzalatıldı. Bir gecede, yüzyıllardır taşıdıkları isimlerinden, dolayısıyla kimliklerinden oldular. ​Ancak bu zulüm, bir direnişi de ateşledi. Mestanlı ve çevre köylerde yükselen protesto sesleri, Bulgar güvenlik güçlerinin vahşi müdahalesiyle karşılaştı. Ve o acı günlerde, 26 Aralık 1984'te, henüz 17 aylık bir bebek, Tü...