Kayıtlar

Resim
Ihlamur Kokan Şehrim Eski Cuma Dünyanın en güzel şehrinde yaşıyorum aslında. İki kıtayı birbirinden ayıran boğazı ile, şehir vapurları ile yarış eden martıları ile, buram buram susam kokan simitleri ile, olmazsa olmaz ince belli bardaklarda içilen Türk çayı ile sevdiğim vazgeçilmezim İstanbul. Şairlerin dilinden düşüremediği istanbul benim hiç bir zaman vazgeçemeyeceğim vitaminim, can suyum, nihayetinde çok sevdiğim. Bu şehirde çok çileler çektim, bu şehirde okudum, bu şehirde kariyer yaptım, bu şehirde ailem ve çocuklarım oldu. Nihayetinde bu şehirde emekli oldum. Bu yüzden minnet ve sevgiyle anıyorum her zaman. Lakin başka bir şehir daha var kalbimin derinliklerinde. Doğduğum şehir, çocukluğumun en keyifli en renkli anılarını saklayan şehir. Buram buram ıhlamur kokan, beni benden alan şirin mi şirin, güzel mi güzel, canımın bir parçası şehir. Osmanlıca sözlükte şöyle tarif edilir benim ilk göz ağrım. ” Osmanlılar zamanında, Bulgaristan’da Şumnu ile Razgrat arasında yer alan meşhur …
Yaya Geçidinden Geçerken Aklıma Düşüneler




Yaya Geçidinden Geçerken Aklıma Düşüneler Bayramın ikinci gününden itibaren beş gün süreyle yurt dışına çıktım. dün gece de tekrar yurda döndüm. Kaç gündür aklıma hep yaya geçitlerinden geçerken düşündüklerim geliyor nedense. Neden bu kadar düşündüm, bilinç altım neden bu konuyu unutmadı diye düşünür oldum. Yurt dışı deyince yanlış anlamayın sakın, avrupanın göbeğine değil, sadece bir sınır kapısı ile ayrılan Bulgaristana gittim. Fakat insan sormadan edemiyor. Bir sınır bu kadar mı fark ettirir yaşam biçimini ve kültür alışkanlıklarını. Neden bu kadar derin farklar var onlarla aramızda. Bakın şimdi. En çok aklımda kalan trafik kurallarına uyum ve disiplin oldu nedense. Mesela orda yaya geçidine yaklaşıyorsun, ayağını kaldırdığın an motorlu araç trafiği duruyor. Araçlar sen yaya geçidine basmadan daha yavaşlıyor, ve duruyorlar. İster istemez Türkiyeden gelmiş bir turist olarak hayret ediyorsun tabiği. Ben Türkiyeden kalma alışkanlıkla, kazaya n…
Seni tanımadan önce Ben02/06/2019cevat cirak tarafından, posted in genel Seni tanımadan önce Ben, Kalbimle düşünemezdim Seni tanımadan önce Ben, Hissetiklerimi yazıya dökemezdim. Seni tanımadan önce Bahçemize çıkıp Çiçeklere su veremezdim Seni tanımadan önce Yok yere, İki kere iki dört edemezdim Seni tanımadan öce Sokağa çıktığımda Yanımdan geçenlere Selam veremez, bir merhaba diyemezdim. Seni tanımadan önce Mavi denizlerde uçan Kkelebeklerin Sadece bir gün ömrü olduğunu Bilemezdim. Seni tanımadan öce Karanlıkta korkumdan ıslık çalamazdım. Seni tanımadan önce Sevdiğimi Kaybetmenin Ne demek olduğunu bilemezdim. Seni tanımadan önce Ayrılık acısı nedir bilemezdim. Seni tanımadan önce Çok sevdim, mutlu yaşadım diyemezdim. Seni tanımadan önce Şiir şair nedir bilemezdim. Seni tanımadan önce Ben, Yürekte acırmış Geç de olsa Öğrendim Diyemezdim. Seni Tanıdım Kendimi buldum Seni tanıdım Hayata tutundum Senden gizleyemezdim. Cevat Çırak. 01.06.2109
Meci
Bu sabah, güneşin doğuşunu görerek uyanmak isterken, farklı sesler duyarak uyanmak zorunda kaldım. Sesler hemen evimizin arkasındaki sayvant'tan* geliyordu. Önce diğer odalardan bir ses duyarak rahatlamak, korkumu yenmek için destek bekledim ama nafile, hiç ses duyamadım. Korkum biraz daha yükselmeye başlamıştı. Bir şeyler yapmam gerekiyordu. Hemen ıslık çalarak kendimi teselli etmeye çalıştım ama nafile, hiç fayda etmedi,  susarak zaman kazandım. Kalktım hemen giyindim ve kendimi dışarıya attım. Hava karanlıkla gündüz arasındaydı, görebiliyor ama net olarak seçemiyordum. Ayakkabılarımı ayağıma geçirmeden ökçelerine basarak hızla arka tarafa seslerin yanına doğru koşmaya başladım. Norma koşullarda  sesin geldiği tarafa koşulmaz ama, ailem evde olmadığına göre kesin sayvant altında bir şeyler yapıyorlardır diye düşündüm. Bir an önce onların yanına sığınarak korkumadan kurtulmak rahatlamak istiyordum. Annemin ve babamın konuşmalarını duyunca korkumdan …
Sizin Hiç Çocukluğunuzu Elinizden Aldılar mı? 04/05/2019cevat cirak tarafından, posted in genel Ben çocuktum , yıllar öncesiydi , En mutlu olduğum yıllarımdı yani… İçinden dere geçen bir köyde İki yanı orman iki yanı göl olan bir cennette Kuş sesleri içerisinde Mutlu mesut yaşarken Tuttular ayırdılar beni köyümden ve sevdiklerimden Çocukluğumu aldılar elimden Köyümüzdeki derede, arkadaşlarımla ben mandaların kuyruklarına tutunmuş yüzerken Kurbağa yarışı yapar, günümüzü gün ederken Tuttular ayırdılar beni köyümden ve sevdiklerimden Çocukluğumu aldılar elimden Mektep avlusu içinde limonatasına top oynardık kimin yendiği, kimin yenildiği belirsizdi Maç biter hep beraber gider limonatalarımızı içerdik. Hesabı kimin ödeyeceği önemsizdi, Tuttular ayırdılar beni köyümden ve sevdiklerimden Çocukluğumu aldılar elimden Mektepte, ana dilimizde konuşamazdık, yasaktı Biz yasak nedir bilir! dinlemezdik doğuştan en iyi bildiğimiz dilimizi konuşurduk, Ana dilimizi yani Türkçeyi türkçe konuşurduk, Çünk…
Resim
Brigada Evden çıktığımdan bu yana durmadan koşuyorum. Kalbimin atışlarını duymaya başladığımda anladım yorulduğumu. Bizim evden horemak (meyhane) önüne kadar adeta koşmamış kopmuşum. Köyümüzü boydan boya ortadan ikiye bölen Beli Lom deresinin üzerine taştan yapılmış köprünün üstüne geldiğimde, fark ettim koştuğum uzun mesafeyi. Biraz soluklanmak için köprünün kollarına teslim ettim kendimi. Kalbim göğüsümden çıkmak üzereydi. Beli lom deresi gür bir şekilde taşıdığı sularını aşağıki yazovire (göle) yolcu ediyordu. Su ahenkle dans ediyordu. Suyun melodik sesini duyunca huzur kapladı içimi. Biraz daha sakinledim. Oysa evden nasıl panikle çıkmış durmadan koşmuştum. Geç kalırım diye koştum aslında. Köyümüzün merkezinde, horemak’la yan yana olan magazine (bakkal dükkanı) yetişmeliydim. Köprünün üstüne saatime baktığımda daha yarım saat vardı kapanmasına. magazine yetişmem gerekiyordu. Tamam dedim yetiştin sakin ol. Magazine girdiğimde satıcı neden geldiğimi anlaşmıştı sanki. Gülümseyerek h…