Koltuk Sevdası Sivil Toplum Örgütlerini (STK) Öldürüyor mu?
Koltuk Sevdası Sivil Toplum Örgütlerini (STK) Öldürüyor mu? Bir zamanlar sivil toplum; idealizmin, fedakarlığın ve bayrağın elden ele geçtiği asil bir koşuydu. Yorulan durur, terleyen devreder, arkadan gelen taze kanla yarış hızlanırdı. Ama bugün tablo hazin: Bayrak yarışı bitti; sahada artık bir "taht kavgası" var. STK başkanlığı, giderek bir hizmet görevi olmaktan çıkıp, adeta kalıcı bir mevki haline dönüştü. Koltuğa oturanların bir kısmı, o makamın geçici bir emanet olduğunu unutmuş görünüyor. Sanki tüzüklerin satır aralarında gizli bir madde varmış gibi: “Ömür boyu başkan!” Oysa sivil toplumun ruhu hürriyettir, değişimdir; statüko değil. Burada temel sorun sadece kişisel hırslar değildir. Asıl tehlike, kurumları içten içe kemiren işletme körlüğüdür. Uzun süre aynı koltukta kalan lider, niyetinden bağımsız olarak etrafına bir "sadakat duvarı" örer. Bir süre sonra her türlü eleştiri "düşmanlık", her değişim talebi ise "tehdit" olarak algılan...