MURATLAR KÖYÜ

DELİORMAN ANILARI – 2

MURATLAR KÖYÜ

Koyun Ovası,
Murat Viranı 
ve Benim Cennetim

Deliorman Platosu'nun en güneyinde,
Ormanların ve yeşilliklerin arasında
Bir köy vardır...

Ama ne köy!

Adı Muratlar Köyü.
Koyun Ovası diye anılır.
Namıdiğer Murat Viranı...

Ortasından bir dere geçer.
Suyu boldur, bereketi çoktur.
On yedi köy çeşmesi,
Sayısız pınarı vardır.

Toprağı bereketli,
İnsanları sıcaktır.
Öyle sıradan bir köy değildir Muratlar.
Tarihiyle, insanıyla, geçmişiyle
Koca bir medeniyetin izlerini taşır.

Boşuna Koyun Ovası denmemiş ona.
Kayıtlara göre bir zamanlar
Otuz altı bin koyunun otladığı
Geniş, bereketli topraklardır buralar.

Bir köy düşünün...

Sıcacık, hayat dolu,
Şirin mi şirin,
Her şeyi yerli yerinde,
Hakiki bir Türk köyü.

Kökleri çok eskilere uzanan,
Akıncıların kurduğu
Bir Türk yurdu...

Evliya Çelebi'nin seyahatnâmesine
Adını yazdırmış bir bölgenin
Aydınlar diyarı.

Bir Türk mektebi...
Adı Nazım Hikmet.

Bir Bulgar okulu...

Bu okullardan nice öğretmenler,
Doktorlar, mühendisler, pilotlar,
Yazarlar ve diplomatlar yetişmiş.

Nice diplomalar alınmış,
Nice kalemler tutulmuş,
Nice insanlar ülkelerine ve insanlığa hizmet etmiş.

Muratlar, yalnızca toprağı bereketli bir köy değil,
insan yetiştiren bir aydınlar yurdu olmuş.

BİR ZAMANLAR MURATLAR

Bir zamanlar iki güzel camisi vardı.
Hacca gitmiş onlarca ailesi,
Kütüphanesi, sineması,
Gençlik evi vardı.

Sağlık ocağı,
Ambulansı,
Fırını,
Gıda mağazası,
Giyim ve kumaş dükkânı...

Bir de Slatkarnitsa'sı vardı.
Yani pastanesi...

Baniçkalar, poniçkalar, kiflalar ve elbet yanında limonata ve bozalar...

Şimdi düşünüyorum da,
Bir köyden daha fazlasıymış Muratlar.
Kendi içinde yaşayan
Kocaman bir dünyaymış.

Nasıl anlatsam?

Bazen kelimeler yetersiz kalıyor.

İnsan, yaşadığı güzellikleri anlatmaya çalışırken
Dilinin ucunda binlerce hatıra,
Yüreğinin içinde kocaman bir özlem buluyor.

DOĞANIN KUCAĞINDA BİR CENNET

İki gölü vardı Muratlar'ın.
Tarım arazileri bu göllerin suyuyla sulanır,
Toprak bereketini esirgemezdi.

Buğday, mısır, pancar, tütün...

Ovalar, tarlalar,
Emekle yoğrulmuş topraklar...

Daha nice cevherler
Bu topraklardan filizlenirdi.

Şumnu ile Eski Cuma'nın arasında,
Demir Orman ile Kışla Koru'nun gölgesinde,
Meşe ağaçlarının serinliğinde
Bir başka güzeldi Muratlar.

Akçbardaklar açardı baharda.
Sarı çiğdemler,
Erguvanlar...

Ihlamur kokusu
Yaz akşamlarına karışırdı.

Ihlamuru da yazarsam
Nazar değer diye korkuyorum.

Çünkü bazı güzellikler
Anlatılmayacak kadar değerlidir.

ÇOCUKLUĞUMUN CENNETİ

Derler ki insanın çocukluğunun geçtiği yer
Onun cennetidir.

Benim cennetim de işte burası.

Muratlar Köyü...

Ben burada doğmuşum.

Ama sadece doğmak değil mesele.

En güzel anılarımı burada biriktirmişim.

Nereye gitsem benimle gelir Muratlar.

Nereye baksam,
Gördüğüm güzelliklerin içinde
Bizim köyden bir iz ararım.

Bir dağ görsem,
Bir dere duysam,
Bir ağaç gölgesinde dinlensem...

Acaba bizim köye benziyor mu, diye bakarım.

Biraz benzerlik bulursam
Orayı da sever, sayarım.

Çünkü insanın memleket sevgisi
Bir köyün sınırlarında kalmaz.

Gittiği her yere
Çocukluğundan bir parça taşır.

HER UŞAĞINA BİR ÇİÇEK

Muratlar Köyü'nün her sakinine can kurban!

Her mahallesine on puan!

Her uşağına bir çiçek!

Ben böyle sevmişim köyümü.
Böyle bağlanmışım.

Ne büyük bir şansa sahipmişim meğer.

Ne güzel bir çocukluk,
Ne zengin bir hatıra hazinesi...

Unutulur mu?

İnsanın doğduğu toprak
Aklından çıkar mı hiç?

Çıkmıyor işte...

Bazen düşünüyorum:

Ne yapalım, nasıl edelim?

El ele versek,
Gönül gönüle dursak,
Hep birlikte köyümüzü
Yeniden yüceltsek...

Geçmişimizi yaşatsak,
Hatıralarımızı gelecek nesillere aktarsak...

Çünkü bir köyü yaşatmak,
Sadece evlerini ve yollarını korumak değildir.

Bir köyü yaşatmak, onun ruhunu yaşatmaktır.

KÖYÜMÜN SESSİZLİĞİ

Böyle bir köyden çıkmışız.

Anavatanın her köşesine,
Almanya'ya, Hollanda'ya
Ve daha nice ülkelere dağılmışız.

Kimimiz İstanbul'a,
Kimimiz Bursa'ya,
Kimimiz İzmir'e,
Kimimiz Avrupa'nın farklı şehirlerine...

Hayat bizi farklı yönlere savurmuş.

Ama Muratlar
Hepimizin içinde kalmış.

Ne var ki bugün...

Köyümüzün nüfusu
Her geçen gün biraz daha eksilmiş.

Çocuk sesleri azalmış.
Sokakların cıvıltısı dinmiş.

Bir zamanlar hayatla dolup taşan
O güzelim köyü
Sessizlik sarmış.

Sokağa çıksan
Selam verecek insan bulamıyorsun.

Bırak insanı,
Sevgiyle okşayacağın
Bir hayvan bile kalmamış bazen.

Evler duruyor belki,
Yollar yarım yamalak yerinde,
Çeşmeler akıyor...

Ama hayat çekilmiş.

Sanki köyün ruhu
Yavaş yavaş uzaklaşmış.

İnsan geçmişini hatırlarken
Üzülmeden edemiyor.

Çünkü hatırlamak bazen
Sevinçle hüznü aynı sofraya oturtuyor.

Bir yanda çocukluğun cenneti,
Diğer yanda bugünün sessizliği...

Köy kalmış kimsesiz.
Sessiz mi sessiz...

UMUDUMUZ HEP VAR

Ama ben yine de umudumu kaybetmek istemiyorum.

Çünkü Muratlar sadece
Geçmişte kalmış evlerden,
Çeşmelerden ve yollardan ibaret değil.

Muratlar,
Orada doğanların yüreğindedir.

Bizim hatıralarımızda,
Bizim türkülerimizde,
Bizim dilimizde,
Bizim çocuklarımıza anlattığımız
Memleket hikâyelerinde yaşar.

Bir gün el ele verirsek,
Bir gün gönüllerimizi birleştirirsek,
Belki yeniden canlanır
O güzelim köyümüz.

Belki bir çocuk sesi duyulur
Yeniden sokaklarında.

Belki bir kapı açılır,
Bir selam yükselir çeşme başında.

Belki...

Çünkü memleket sevgisi
Bazen bir ömür beklemeyi gerektirir.

Benim Muratlar'ım,
Benim Koyun Ovası'm,
Benim Murat Viranım...

Sen benim doğduğum yerden öte,
Çocukluğumun gökyüzü,
Anılarımın toprağı,
Yüreğimin hiç eskimeyen adresisin.

Nereye gidersem gideyim,
Seni içimde taşırım.

Çünkü insan memleketinden ayrılır,
Ama memleketi
İnsanın içinden ayrılmaz.

Ümüz ederim ki... :) 

Cevat Çırak 
21.09.2026 
İstanbul 

#DeliormanAnıları
#MuratlarKöyü
#KoyunOvası
#MemleketSevgisi
#ÇocukluğumunCenneti


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bakın bakın ne öle buralada (PAPARA)

Fare Çuvalı Teorisi: Bizim Çuvalı Kim Sallıyor?

İnsan Soydan Değil, Ortamdan Doğar