Kırıldıkça değişirsin,değiştikçe güçlenirsin. Güçlendikçe umursamazsın. Onlara teşekkür et... Natsume Soseki
İhtiyaç
Bağlantıyı al
Facebook
X
Pinterest
E-posta
Diğer Uygulamalar
-
Ne yaparsanız yapan sadece ihtiyacınız için yapmayın. Eserinize sanat ve estetik katin.Sanat ihtiyacı abideleştirir, estetik ise ebedileştirir. Estetik ve sanat hem bilgili hem de bilinçli yaşamın adıdır.
Bakın bakın ne öle buralada (PAPARA) Sabah kaaktım Kahvaltı etmem gerekiyor Ama dedim du emen delilenme Aç pencereyi Otur acık soluklan temiz ava al Otudum açtım Facebook denen belayı Başladım aşığa yukarı gezinmeye Cok geçmedi bi pıtret* ilişti gözüme Adam köyde bir kış manzarasında Bir taş papara koymuş sofraya Afiyet olsun da yazmış altına Breh anasını bey kaşıkle adam paparayı Bir canım istedi Zatı dedim bu adamın sofrasında er şey tam değil. Tuşu eksik Suan eksik Dedim tamam dur bakalım ne olecek Kalk ayağa sallanma Gidim mutfağa Önce anacığımın evde yaptığı tarhana va mı deye baktım Olmaz mı hiç Anam tarhana yapacak ta bana bi burkan** vemeyecek. Şükür dedim Sonra açtım dolabı Aradığım şey tam karşımda dure Yeni açılmış bi koca burkan karışık tuuşu E dedim olacak bu iş ba Bi macur kafaya koydu mu, yok çare Olacek o iş ba , yok nasıl....
Yediler Ormanında Kayak Okullar yarıyıl tatiline girmişti. Kış kendisini iyiden iyiyi'ye hissettirmeye başlamıştı. Sokaklarda kar seviyesi rahatlıkla diz boyuna ulaşmıştı Hatta bazı yerlerde çok daha faza kar görülmekteydi. Aşağı Mahalle Çocukları evlerine kapanmıştı diye, düşünmeyin Dünya döndükçe aşağı mahalle çocuklarını kimse özgürlüklerinden alıkoyamazdı. Hepimizin skileri (kayakları) vardı. Bazıları eski fıçı tahtasından bazıları daha basit ağaç malzemeden, bazılarımızdan ise pırıl pırıl kırmızı renkli Pirin marka skilerimiz vardı. Baban kardeşimle beni hiç ayırmaz, birimize ne alırsına diğerine de daha iyisini alırdı. Mesela benim kızağım tahtad...
Hayat Kardeşine Kızmak İçin Çok Kısa Bir kelime… Bazen sadece bir kelime, yıllar boyu örülen kardeşlik duvarına bir çatlak bırakabiliyor. Bazen bir bakış, bir susuş, bir yükselme… Çocuklukla yoğrulmuş dostlukları buharlaştırabiliyor. Yolda omuz omuza yürüdüğün bir yoldaşa, siyasi bir tartışma uğruna gönül koyduğun oluyor. Yanında dağ gibi duran, her zor anında tutunduğun o dert ortağına bile bazen kırıldığın, alındığın, sesini yükselttiğin anlar oluyor. Ve sonra bir gün… Takvim yaprakları elliyi geçiyor. Bedenin değil ama bakışların değişiyor. İnsan bir noktadan sonra şunu fark ediyor: Hayat ne uzun bir yol, ne de geniş bir meydan. Hayat, dar bir patikada, omuz omuza yürürken birbirinin nefesini duymak kadar kısa. Bir beklentiye girip darılmak, bir lafın ucuna takılıp küs kalmak, dostluktan vazgeçmek kadar lüks değil hiçbir şey bu hayatta. Yaş kemale erince, insan olgunlaşmakla yetinmiyor, yetkinleşiyor da. Ve anlıyor ki: Öfke, ertelemeye gelmez bir barışa perde olabiliyor. Alınganlık,...
Yorumlar
Yorum Gönder